Kalbimin saklı bahçesinde, susmayı öğrenmiş kelimelerle konuşurum sana; her nefesim, varoluşun karanlık koridorlarında yankılanan bir adın olur. Aşk, içimde sızan bir ışıktır; dokunduğu her gölgeyi sorguya çeker, beni ben yapan her kırığına kadar aydınlatır. Ruhum, seninle genişler; yokluğun ise sonsuz bir boşluk gibi üzerime çöker ve ben, toza karışan varlığımın arasından yine de sana uzanan o ince, inatçı filizi sevmekten vazgeçemem. Seninle anlam kazanan bu dünya, sensiz her sabah yeniden yokluğunun kanıtına dönüşür; yine de içimde, “belki” diyen küçük bir umut, bahçemin kapısını her gün bir kez daha aralar.