Kalbimin saklı bahçesinde, her yaprakta adının yankısı var; şefkatle savrulan her rüzgâr, varoluşumun kırık köşelerine dokunup beni yeniden bir araya getiriyor. Aşk seninle, yalnızca iki beden arasında akan bir nehir değil; hiçliğin kıyısında, anlam arayan yorgun ruhuma uzatılmış saydam bir köprü. Bazen, sensizliğin ağır gölgesinde, varlığım ince bir toz bulutu gibi dağılırken, anlıyorum ki: Ben, senden önce yalnızca bir ihtimaldim; sen gelince, acısıyla, kırığıyla, huzursuz parıltılarıyla tamamlanan bir hikâyeye dönüştüm. Ve bu hikâyede, her cümle, sevilmeye cesaret eden varoluşun titrek ama inatçı kalp atışı gibi yankılanıyor.